Allah, O'na Tevekkül Edenlerin Vekilidir
(Kar©glan'ın 08 Eylül 2015 Vaazı)
09 Zilhicce 2015 Salı — Arefe
(Kar©glan'ın 08 Eylül 2015 Vaazı)
09 Zilhicce 2015 Salı — Arefe
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم
وَمَا لَنَا أَلاَّ نَتَوَكَّلَ عَلَى اللّهِ وَقَدْ هَدَانَا
سُبُلَنَا وَلَنَصْبِرَنَّ عَلَى مَا آذَيْتُمُونَا وَعَلَى اللّهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ
سُبُلَنَا وَلَنَصْبِرَنَّ عَلَى مَا آذَيْتُمُونَا وَعَلَى اللّهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ
Sadakallahü — İbrahim Suresi 12
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim
Ve mâ lenâ ellâ netevekkele alâllâhi ve kad hedânâ subulenâ, ve
le nasbirenne alâ mâ âzeytumûnâ, ve alâllâhi felyetevekkelil
mutevekkilûn.
Sadakallahü — İbrahim Suresi 12
Meali:
Esteuzubillah
"Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, kimin sülbünden olduğumuzu bize bildirmişken biz ne diye O'na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Allah, O'na tevekkül edenlerin vekilidir."
Sadakallahü — İbrahim Suresi 12
---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:
"Kurbanlarınızı büyük yapınız. Muhakkak ki onlar sırat üzerinde sizin binekleriniz olacaktır."
(Hadis-i Şerif)
Allahümme Salli ala Muhammed Sübülene İbrahim
Allahümme Salli ala Muhammed Sübülene İsmail
Allahümme salli ala Mehdi Sübülene İbrahim, Sübülene İsmail, Sübülene Musa, Sülbüne İsa, Sübülene Muhammed Mustafa.
Yolculuğumuza başlıyoruz:
Çok önceki vaazlarımızda yazmıştık: İnsanın ayak parmakları peygamberleri temsil eder; hangi soy, ırk olduğumuzu gösterir mânâsında vaaz yazmıştık. Bundan seneler, aylar sonra bilim adamları, insanların ayak yapılarının ırklarını gösterdiğini tespit etmişler. Ve ırklara göre ayak yapısının farklı olduğunun farkına varmışlar, ve ayak yapılarını aşağıdaki resimdeki kategoriye bölmüşler.
---OoO---
Ayaklar, insanın en önemli organlarından birisidir desek yanlış olmaz. Ayakları olmayan, sakat olanlar bu durumu daha iyi bilmektedirler. O nedenle ayak sağlığı ve ayak bakımı çok önemlidir. Ayak sağlığı deyince akla hemen ayakkabı seçimi gelmektedir. Gün içerisinde gün boyu ayaklarımızı içinde barındıran ayakkabıların seçimi çok çok önemlidir.
Ayakkabı üreticileri belli standartlara göre ayakkabıların kalıplarını üreterek o kalıba göre ürünler yapmaktadırlar. Biz ayak yapımızı bilirsek ve ayakkabı alırken buna dikkat edersek daha konforlu ve sağlıklı ayakkabıları seçmiş oluruz.
Aşağıdaki resimde de görüleceği gibi her ırkın ayak yapısı farklı farklıdır.
Bu konuda çalışmalar yapan bilim adamları, ayak ve parmak yapıları ile ilgili çalışmalar yaparak bazı çıkarımlarda bulunmuşlar. Dünya genelindeki ırkların ayak yapılarında belirginlikler bulunmaktadır.
Ayaklarımız sağlıklı olurlarsa biz de sağlıklı oluruz. Ayaklardaki bir hastalık, bir aksaklık bütün dengemizi bozar. Vücudumuzun bütün ağırlığını taşır ayaklarımız. Ayaklarımızın şekli, şemali ise kişilik testi gibi bir şeydir aslında.
Yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan olgular şunlar:
İnsan yapısı her insan ve ırkta farklılık arz etmektedir. Bunlar genellikle cilt yapısı, cilt rengi, saç ve göz rengi, beden ve bacakların şekli belirleyici özelliktedir. Irklara göre hastalık eğilimleri de değişmektedir.
İnsan morfolojisi, yani kalıtım etkilidir. Irklarda bazı özellikler kalıtımsal olarak ırkın yeni nesillerine geçmektedir. (Antropometri)
Yapılan araştırma neticesinde son 500 yılda bütün ırklar birbiri ile karışmış vaziyettedir. Saf ve ari ırk üyesi bulmak çok zordur. Şu an dünya genelindeki belirgin ırkların hep birbirleri ile karıştığı ve ortaya yeni melez ırkların çıktığı saptanmıştır.
Ayak ve ayak parmakları üzerinde yapılan çalışmalardan çıkan sonuçlara göre, aynı özelliğe sahip insanların kişisel özellikleri hakkında şu kanıya varılmıştır:
Büyük başparmaklara sahipseniz, zeki ve yaratıcısınız demektir. Çalışkan ve çözüm üreten insanların başparmağı büyüktür. Bir de büyük ayaklara sahip olmak var. O da ayrı bir mesele...
Ayak başparmakları içe doğru eğik olanlar uzun yaşarlar, servet sahibi olurlar; fakat tutumlu olanları bazen işi hasislik derecesine kadar getirirken, bir kısmı ise savurgandır ve bencil olurlar.
Büyük ayaklara sahip olmak, güç ve kudret sahibi olmakla eş değerdir. Büyük ayaklı insanlar güçlü yaratılışlı, zorluklara karşı direnmesini bilen kişilerdir. Bu kişiler güvenilir olurlar. Para savurmaya bayılırlar.
İki kırmızı şeklin arası bilimsel bir makaleden alıntıdır.
---OoO---
İnşallah ben bu Aynelyakin sayfama, forumlarıma ve Facebook hesabıma bir adet grup kuracağım: "Hangi ırktansın? Lütfen sen de bil ve gruba katıl" diye bir topluluk oluşturacağım. Bu vaazı ve bilgileri gireceğim. Ve lütfen bizi bilen bilmeyen, tanıyan tanımayan, sol ayak parmak kısmının resmini çeksin ve küçültüp hangi gruptan olduğunu Facebook topluluğumuza ve forumumuza veya bu sayfada chat box açacağız, oraya yazsın; resmin linkini versin, ismini, memleketini yazsın. Soyundan korkmayan erler eklesin. Ve ben ilk olarak kendiminkini ekliyorum.
Benimki: Orijinal sol ayak ön kısmım — Latin, Mısırlı, Arap ve Türk karışımı.
Yani başta yazdığımız salavatta geçtiği gibi:
Allahümme salli ala Mehdi Sübülene İbrahim, Sübülene İsmail, Sübülene Musa, Sülbüne İsa, Sübülene Muhammed Mustafa.
Esteuzubillah:
"Allah, kimin sülbünden olduğumuzu bize bildirmişken biz ne diye O'na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Allah, O'na tevekkül edenlerin vekilidir."
Sadakallahü — İbrahim Suresi 12
Kimin Mehdi olduğunu, kimin olmadığını Allah'ın bildiği gibi, kullar da bilecek.
---OoO---
Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.), kıymetli kerîmesi Hz. Fâtıma-i Zehrâ'ya:
"Yâ Fâtıma! Kalk, kurbanının yanına git ve kurban kesilirken şu duâyı oku: 'İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi'l âlemîn. Lâ şerîke lehû ve bizâlike ümirtü ve ene evvelü'l müslimîn.'"
Meâli: "Şüphesiz benim namazım, ibâdetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin rabbi olan Allâh içindir. Onun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben müslüman olanların evveliyim." (Sûre-i En'âm, âyet 162-163)
"Muhakkak ki kurbanın yere damlayan ilk kan damlası ile ömründe işlemiş olduğun her günâh mağfiret olunur.
Muhakkak yarın kıyâmet günü kestiğin bu kurbanın kanını ve etini getirip yetmiş kat fazlasıyla terâzinin sevâplar kefesine koyarlar." buyurdu.
Hz. Ebû Saîd (r.a.) der ki: "Yâ Rasûlallâh! Bu büyük ikrâm, Muhammed aleyhisselâmın âline mi mahsustur, yoksa onlarla beraber bütün müslümanlara mı mahsûstur?" dedim. "Husûsî olarak Âl-i Muhammed'e, umûmî olarak bütün müslümanlara." buyurdu.
(Hadis-i Şerif)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
Büyük boynuzlu çok güzel iki koçun birisini yere yatırıp besmele çekti ve tekbir getirerek "Allâh'ım! Bu Muhammed'den ve Ehl-i Beyt'imdendir." deyip kesti.
Sonra ikincisini keserken "Allâh'ım! Bu da Muhammed ve ümmetindendir." dedi.
(Hadis-i Şerif)
Aliyyü'l-Murtezâ (k.v.) Hazretleri:
Biri kendisi için, biri Resûl-i Ekrem Efendimiz için olmak üzere iki koç kurban ederler ve "Resûlullah (s.a.v.), zât-ı şerîfleri için kurban kesmeyi bana vasiyet buyurdular." derdi.
---OoO---
Bugün Arefe dedik. Arefe'nin alameti nedir? Arefe senede bir defa olan bir şeydir. Arefe ismi, Arafat'ta vakfedildiği için "Arefe" denir. Ramazan Bayramı öncesine verilen Arefe o mânâda değildir; o, yani Ramazan'ınki, bir olayın öncesi demektir. Yani senede bir defa doğuran bir hayvan, doğuracak demektir. Ve bugünün görülmesi, bugünün hilali, yani sizin hesapla Zilkade 25. Ve at, Arap atı 365 günde doğurur; ve 25'li tabanca Muhammed Mustafa. Senin, benim bir cibilliyatimiz, ve gezen, yürüyen sıfatımızı temsil eden hayvan hâlimiz olduğu gibi, Muhammed'in Kusva devesi, Düldül atı vardı. Ve devede, atta 365 günde, senede bir defa doğurur. Ve Arefe demek, o gün Adem ve Havva'yı görmek demektir.
Bugünün Arefe, yani Arafat ve vakfe olduğunun alameti, kapı gibi delili bana ihya olundu. Bugün Avusturya TV kanalında sabahdan "Adam Mitchel Lambert"i ilk defa "Ghost Town" klibinde gördüm. Yani Adem görüldüyse, demek olur ki ilk defa Arafat'ta vakfeden oydu; Hz. Adem ve Havva. Biz Hacda Arafat'a çıkıp da onların affolunduğu o vakfeyi taklit ederiz. Demek ki Arafat demek "Adem" veya İngilizce, Almanca "Adam" görmek demekmiş. Elhamdülillah, Rabbim hem öğretti hem de hakkal yani bildirdi, yaşattı.
---oOo---
Bir zamanlar taş ocağında akşama kadar çalışıp ekmek kazanıyorduk; derdimiz ekmek davasıydı. Birisi de "Ekmeğini, aşını helalinden kazan" değil de bir atasözü gibi bir söz olan:
"Kazanırsan dost kazan, düşmanı anan da doğurur."
demiş. Peki, doğru mudur?
Dostum sandıklarıma yedirdim, olmadı. Nasihat ettim, olmadı. Sigara ikram ettim, olmadı. Bazılarını meslek sahibi ettim, olmadı. Bazı adamları sofi ettim, olmadı.
Allah aşkına, bu dost nasıl kazanılıyor, biri bana bir açıklasın?
Kene, yani "Zecken", hayvanların sırtına binip onlardan zor ile koparmadıkça ayrılmaz. Hatta bazen insanlara da biner, kopararak ayırırsın. Hâlbuki o, onun yanından ayrılmamasının sebebi dostluktan değil; o hayvandan veya insandan ziftlendiğindendir. Yine pireler, kedilerin, köpeklerin sırtında gezer; ayrılmaz ikili gibidirler. Yani sanırsın iki sadık dost; sırtında gezdirir kedi, köpek. Ama pirenin onlardan ayrılmama, dost gibi ikili olma sebebi hiç de öyle dostluktan değil; onlardan yine ziftlendiğindendir.
Öyleyse sen hangi dostluktan bahsediyon? Menfaatin olmadığı yerde dostluk falan olmaz. Karı koca bile birbirinden faydalanmak için evlenir. Bir menfaat var; yani ya o ona hem bakacak, hem yedirecek, hem giydirecek; veya birbirlerinin sex ihtiyacını karşılamak için. Yani işin ucunda yine menfaat var.
Yemin olsun, sofileri Schrems dergâhında cam fıstıkla Marlboro sigarası ile besledim de... Bir gün ev aldım, pencereleri plastik taktım; ve eski pencere ile yenilerinin arasında boy farkı vardı, oraları tuğlayla kendim ördüm. Elimden geliyor, sıva da yaparım ama "Dost düşman bakacak, bir usta elinden çıksın" dedim. Bir sofi amcamız sıvadan anlıyordu; çağırdım, "Kaç paraya yaparsın?" dedim. Amca demedi "Kaç senelik sofi arkadaşız, senin verdiğin fiyata olsun" demedi. Gözünü toprak doyursun. O gün 5000 şilin veren dedim de "Olmaz" dedi; 7 bin şilin isterim dedi. Ben de anladım ki dostluk, sofilik, mofilik, mümin kardeşliği falan yalanmış. Paran var mı, dağlar Mehmet Ali çağırıyormuş; yok mu, vaah garibimin hâline olursun. Yani bütün dostluklar menfaate kurulmuş; ve Ebubekirler ahirete göç etmiş, yok artık öyle sadık dostlar. Sadık dostlar mezara girmiş, ve insanlık ölmüş be kardeşim.
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:
"Dostuna muhabbette aşırı gitme; umulur ki bir gün gelir de düşmanın olur. Düşmanına buğzetmek hususunda da aşırı gitme; umulur ki bir gün dostun olur."
Hz. Muhammed (s.a.v.)
Dün PKK'lılarla kol kola, el ele gezenler, bugün düşman oldular; öcü HDP oldu, onlar da bizler öcü Türkler olduk. Öyleyse bu hadis hak. Yarın ne olacağı belli değil. Düşmanına da dostuna da davranırken orta yolu seç, aşırı gitme. Şimdi Kürtlerin hepsini silip atmayın. Dün daha dün hepimiz dosttuk; bu gün ne oldu da düşman olduk demek yok mu? İki taraf da oturup düşünsün: Bizi birbirimize kırdıran kim? Kaypak, kalleş şeytan kim? Şeytanı görünmez sanmayın; bunu yapanlar, görünen iki bacaklı şeytanlar.
---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:
"Kişi, yakın dostunun dini üzeredir. O hâlde sizden her biri kiminle dostluk kurup arkadaş oluyorsa, ona mutlaka dikkat etsin."
Hz. Muhammed (s.a.v.)
---oOo---
Pazarlık sünnettir; fakat öyle satanın menfaati için değil, alıcının daha ucuza alabilmesi içindir. Yoksa satıcı 10 liralık malı 15 liraya satacaksa, adalet nerede? Allah'ın rahmeti nerede? İbadet şuuru, maksadı, gayesi nerede? Burdaki bu sünnetin gayesi, maksadı, satıcının kârından vazgeçip, yahut az kâr edip alıcının ucuza mal alabilmesi iken; satıcı 10 liralık malı elli deyip, sonra indirip 20 liraya kazıklayacaksa, bu sünnet ve ibadet olabilir mi Allah aşkına? Müslüman ticaretçi lakaplı adamlar, yani MÜSİAD üyeleri işte bu yüzden pazarlık yapan müşteri gelince, sahtekâr satıcılar "10 lira ise mal, 20 lira" derler; sonra da "İndir biraz" deyince "Senin hatırına 15 olur" derler. Hâlbuki alıcı kâr edeceğine satıcı kâr eder, zengin malına mal katar. Fakir yine fakir, yine fakir. Adalet biraz, adalet... İbadet nedir? Neden yapılır? Tefekkür... Müslüman ticaretçi böyle yapar. "Ne yani, sünnet işlemiş oluyormuş, pazarlık etmişmiş." Bre insanı kandırmanın ibadet olduğu nerede görülmüş, ey gafil çakma Müslüman?
---oOo---
Eğer çobanın köpeği kurtla anlaşırsa, "Sen bu koyunlardan birkaçını her gün al götür, ama bana dokunma" derse... Böyle kancık bir köpeği sürünün başında tutan çoban gafildir. Her gün birkaç asker, birkaç polis, çoban köpeğinin kancıklığı yüzünden ölüyor. Uyan Türkiye; bu kancık köpeği sürünün başından at.
Rabbim, Mehdi cemaatini insanları kandırmaktan muhafaza etsin; ve dostunu, düşmanını bilip, onların arasına menfaate dayanmayan dostluklar ihsan eylesin.
Âmîn.
Elfatiha maassalavat.
--oOo---
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.
--OoO--
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 08 Eylül 2015 Salı
Original Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 08 Eylül 2015 Salı
Original Kar©glan
RAŞiT TUNCA
Sevgiler Saygılar



