![]() |
|
Mehdi ve Noah Dede Aşı Aşura - ibrahim Sofrasi ve Halil Bereketi (6 Eylül 2015 Vaazi) - Yazdırılabilir Versiyon +- Zakirun (https://zakirun.de) +-- Forum: RASiT TUNCA (https://zakirun.de/forumdisplay.php?fid=9) +--- Forum: RAŞiT TUNCA'NIN VAAZLARI (https://zakirun.de/forumdisplay.php?fid=602) +---- Forum: 2015 VAAZLARI ARŞİVİ (https://zakirun.de/forumdisplay.php?fid=612) +---- Konu: Mehdi ve Noah Dede Aşı Aşura - ibrahim Sofrasi ve Halil Bereketi (6 Eylül 2015 Vaazi) (/showthread.php?tid=44975) |
Mehdi ve Noah Dede Aşı Aşura - ibrahim Sofrasi ve Halil Bereketi (6 Eylül 2015 Vaazi) - Raşit Tunca - 11-07-2026 Mehdi ve Noah Dede Aşı — Aşure, İbrahim Sofrası ve Halil Bereketi
(Kar©glan'ın 6 Eylül 2015 Vaazı) 8 Muharrem 2015 Salı أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ Sadakallahü — Saff Suresi 1-2-3. Ayetler Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard, ve huvel âzîzul hakîm. Yâ eyyuhâllezîne âmenû lime tekûlûne mâ lâ tef'alûn. Kebure makten indallâhi en tekûlû mâ lâ tef'alûn. Meali: Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir, En Yüksek Karar Merciidir. Ey iman edenler! Yapmadığınız, tadmadığınız şeyleri niçin söylüyorsunuz, öğüt veriyorsunuz? Allah'ın katında, yapmadığınız, tadmadığınız şeyleri söyleyip bir de öğüt vermekten daha büyük terbiyesizlik yoktur. Sadakallahü — Saff Suresi 1-2. Ayetler أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم وَهِيَ تَجْرِي بِهِمْ فِي مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادَى نُوحٌ ابْنَهُ وَكَانَ فِي مَعْزِلٍ يَا بُنَيَّ ارْكَب مَّعَنَا وَلاَ تَكُن مَّعَ الْكَافِرِينَ
قَالَ سَآوِي إِلَى جَبَلٍ يَعْصِمُنِي مِنَ الْمَاء قَالَ لاَ عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِلاَّ مَن رَّحِمَ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقِينَ ----- وَنَادَى نُوحٌ رَّبَّهُ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ابُنِي مِنْ أَهْلِي وَإِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَأَنتَ أَحْكَمُ الْحَاكِمِينَ قَالَ يَا نُوحُ إِنَّهُ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ إِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍ فَلاَ تَسْأَلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنِّي أَعِظُكَ أَن تَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ Sadakallahü — Hud Suresi 42-43, 45-46. Ayetler Ve hiye tecrî bihim fî mevcin kel cibâli ve nâdâ nûhunibnehu ve kâne fî ma'zilin yâ buneyyerkeb meanâ ve lâ tekun meal kâfirîn. Kâle se âvî ilâ cebelin ya'sımunî minel mâi, kâle lâ âsımel yevme min emrillâhi illâ men rahim, ve hâle beynehumâl mevcu fe kâne minel mugrakîn. ----- Ve nâdâ nûhun rabbehu fe kâle rabbi innebnî min ehlî ve inne va'dekel hakku ve ente ahkemul hâkimîn. Kâle yâ nûhu innehu leyse min ehlike, innehu amelun gayru salih, fe lâ tes'elni mâ leyse leke bihî ilm, innî eızuke en tekûne minel câhilîn. Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma" diye seslendi. O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nûh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu. ---- Nûh, Rabbine seslenip şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Senin va'din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin." Allah, "Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir (onun ameli de niyeti de bozuktur). O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim" dedi. Sadakallahü — Hud Suresi 42-43, 45-46. Ayetler أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم عن عمر بن الخطاب رضي الله عنه قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول(إنما الأعمال بالنيات وإنما لكل امرئ ما نوى فمن كانت هجرته إلى الله ورسوله فهجرته إلى الله ورسوله ومن كانت هجرته لدنيا يصيبها أو امرأة ينكحها فهجرته إلى ما هاجر إليه) متفق عليه
Mü'minlerin emîri Ebü Hafs Ömer ibni Hattab radıyallahu anh, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim, dedi: "Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah'a ve Resülü'ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah'a ve Resülü'ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir." (Hadis-i Şerif, Müttefekun aleyh) (Buharî, Bed'ü'l-vahy 1, İman 41, Nikah 5, Menakıbu'l-ensar 45, İtk 6, Eyman 23, Hiyel 1; Müslim, İmaret 155. Ayrıca bk. Ebü Davud, Talak 11; Tirmizî, Fezailü'l-cihad 16; Nesaî, Taharet 60; Talak 24, Eyman 19; İbni Mace, Zühd 26) Allahümme Salli ala Muhammed Saadikul Veadül Emiyn Allahümme Salli ala Mehdiyyül Müntezar Evladu bin Muhammed ESSaadikul Veadül Emiyn. Allahümme Salli ala Ehli Beytihim Yolculuğumuza başlıyoruz: Allah dostlarının büyükleri, yapmadıkları bir ameli, bir sünneti tavsiye etmekten çekinmişler. Ve yukarıdaki hadiste ve ayette geçtiği gibi kişinin amelini fiiliyle teyit etmesi gerekir. Ve fiiller, yani yapılan ameller ise niyetlere göredir. Ve salih bir niyeti olanın ameline "salih amel" denilir. Yani kurtaran bir amel... Kurtaran ameller neyi kurtaracak? Mesela Nuh'un oğlu Kenan'ın ameli, Kenan'ı kurtarmayan amelmiş. Ve Rabbim diyor ki: "O, senden ve ehlinden değil; onun ameli salih amel değil" diyor; yani niyeti bozuk, onun diyor. Peki niyet bozukluğu nereden meydana gelir? Bir düşüncenin enerji olarak sende, beyninde cereyan hâline gelmesi, oluşması demek; onun enerjisi olacak olan yiyeceklerden geçer, değil mi? O yiyecekler senin vücuduna girmezse senin beynin onu tefekkür edip düşünemez. Ve hal böyle olunca, birinci sebep: Yediklerin seni ya kurtaran bir amele götürür, yahut helak eden bir amele götürür. Yani helal yiyen, şüpheli yiyeceklerden kaçınan, sakınan birisinin sözü de fiili de helal ve hak söz ve fiil olur. Ama yine tehlike var: Eğer dış sebepler, arkadaş ve çevre bozuksa, onlar da seni yanıltır. Hani bir adam gurbettedir, memleketine gider gelir, "Ne var ne yok memlekette?" diye gelince, diğer hemşehrileri sorar o adama. O adam kahve adamı olduğu için "Herkes iyi" der, "Kahvede, eğlencede" der. Bu sefer dindar bir hemşehrileri gider gelir, ona sorarlar; o da der ki: "Herkes camide, namazda, Kur'an'da, dinde, diyanette" der. Yani onun arkadaşları dindar kimseler ve cami ehli olduğundan o onları gördü, bildi; öbürü de kahve cemaati olduğu için diğerlerini gördü ve bildi. Ve işte çevre senin amellerine tesir eder. "Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" demiş atalar. Peygamberimiz buyurdu: أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم اَلرَّجُلُ عَلَى دِينِ خَلِيلِهِ.
"Kişi, arkadaşının dini üzeredir." (Hadis-i Şerif, Ebu Davud, 4333) Ve Kur'an'da Rabbimiz der ki: أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ
Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn. Meali: Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. Sadakallahü — Tevbe Suresi 119. Ayet Peygamber Efendimiz de hadis-i şeriflerinde şu tavsiyelerde bulunmaktadır: "İyi arkadaş yalnızlıktan, yalnızlık da kötü arkadaştan hayırlıdır. İyilerle dost olan, misk satanla beraber olan gibidir. Onun güzel kokusu diğerine bulaşır. Kötülerle beraber olan da demirci çırağı ile beraber olan gibidir. Onun kiri de diğerine yansır." (Buhâri, Zebaih, 31, Buyû', 38; Müslim, Birr, 146; Ebu Davud, Edeb, 16) "Kişi dostunun dini üzeredir. O hâlde kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin." (Tirmizî, Zühd, 45) "Kişi sevdikleriyle beraberdir." (Buhârî, Edeb, 96; Müslim, Birr, 165; Tirmizî, Zühd, 50, Da'avat, 98) "Mümin müminin aynasıdır." (Ebu Davud, Edeb, 49) "Müminler bir binanın tuğlaları gibi birbirini destekler." (Buhârî, Mezâlim, 5, Salât, 88; Tirmizî, Birr, 18) ---oOo---
Bu hadis ve ayetler bize çevre faktörünü gösteriyor. Ve üçüncü sebep ise kişinin saidlerden mi yoksa şakilerden mi olduğudur. Mesela saidlerden olan birisi; yani mesela eti, sütü yenen bir hayvan olan koyun, koç, inek, dana gibi iyiliği ve faidesi belli olanlar vardır. Yani ineğe kötü hayvan denemez; tabii bazen kalaklayabilir ama o onun fiilidir; fakat onun kalaklıyor olması, sütünün içilmeyeceğini, etinin de yenmeyeceğini göstermez. Öz olarak iyilerdendir. Fakat muzır hayvanlar ise, zararı aşikâre belli olanlar; yani zararlı mikroplar, yine bir timsah, zararından emin olamazsın; yine bir yılan, zararından emin olamazsın; yine aslanı on sene terbiye et, on birinci sene seni yiyebilir; yine diğer vahşi hayvanlar gibi cibilliyatta olanlar, işte fıtraten kötüdürler. Bunları iyi edemezsin; bunlar terbiye olmaz. Ve Kenan için Rabbim "O senden değil" diyor. Peki o zaman kimden? Tabii ki ya ruhen Nuh'un karısına tasallut eden şeytanın çocuğu, yahut pis ruhların birisinin tasallutu ile doğan çocuk. Yine Havva Annemiz hakkında: İki Havva vardı; birinci Havva'yı şeytan kandırdı da, işte Allah ikinci Havva'yı yarattı. Ve birinci Havva'ya "Lusi" diyor bazı kabalacılar ve Yahudiler. Ve hal böyle olunca işte Hz. Adem Kâbe'yi yaptı, ve onun içinde korudu Havva'sını ve soyunu, sülbünü; daha önceki Havva'yı koruyamamış herhalde, ve cinlerden ve şeytanlardan birisi tecavüz etmiş demek ki. Ve yine Havva Annemiz öyle korunmuşken, peki katil Kabil, temiz, saf Adem soyu, sülbü olabilir mi? Hayır, o da yine Adem'den değil. أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم حُورٌ مَّقْصُورَاتٌ فِي الْخِيَامِ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ
Hûrun maksûrâtun fîl hiyâm, Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân, Lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânn, Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân. Meali: Onlar, evlerine gizlenmiş kusursuz hurilerdir. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Sadakallahü — Rahman Suresi 72-73-74-75. Ayetler Ve bu ayet gösteriyor ki ancak cennetteki cennetliklere ikram olarak öyle dokunulmamış eşler var. Ama dünyada demek olur ki cinler de dokunup çocuk doğurtabilirmiş. Ve onların eğer pis ve kâfir olanları doğurtursa, pis, kâfir, imansız ve itaatsiz çocuklar ve insanlar doğar; yani Kabiller ve Kenanlar doğar. İyi ruhlardan iyi çocuklar doğar; yani elma ağacı elma verir. Elma ağacını bozmadıktan sonra elma ağacında zakkum bitmez, değil mi, güzel insanlar, ey Mehdi cemaati? Kabil ve Kenan gibiler bizden olanlar değil; onlar için Rabbim "O senin ehlinden değil" diyor Hz. Nuh peygambere. İşte onlar pis ruh ve şeytanlardan olan çocuklar. Allah geceyi yarattı; gece gündüzü ittire ittire ta en uzun olduğu 21 Aralık'a kadar varır; ve 8 saat gündüz, 16 saat ise gecedir. Ve ondan sonra artık gücü biter ve yorulur. Ve artık ondan sonra Allah gündüze güç verir; ve gündüz geceyi ittire ittire ta 21 Haziran'a kadar varır; ve bu sefer 16 saat gündüz ve 8 saat gece kalır. Aydınlık ve nur parlakdır; bilgi açık, fakihdir. Zulümet ve karanlık ise kendi içine çekilmiştir. Ve mevsim yazdır, sıcak ve güneşlikdir. Oysa kışın gecenin dibine vurunca, mevsim kış ve soğukdur. Ve geçenki Marziye makamından bahsederken dedik ki: İşte soğuk ile terbiye olacak olanı, açlıkla terbiye edemezsin. Öyleyse soğuk zaman doğumlu birisi için demek olur ki, biz güneşten uzaklaştığımızda doğan birisi; ve güneşten uzak olmak demek soğuk ve karanlık demek. Ve onların terbiyesi işte soğuk ile; onlar soğuk ile, barid cehennem ile terbiye olurlar. Yine yazın doğanlar bu sefer ateş ile terbiye olurlar. Yani demek olur ki iki zıt kutup: Yaz ve kış; yani soğuk ve sıcak. Ve demir işlenmek için ısıtılır; ve ısınan demir işlenip yararlı hâle getirilir. Ve fakat işlendikten sonra ise çelik olabilmesi için hemen soğuk suya bandırılır ve soğuk ile yeniden hızla soğur ki işte sert ve dayanıklı olabilsin. Yani içine, demirin içine rahmet su katmak... Şeytanlara da Allah'ın rahmet etmesi, demire su verilmesidir. İnsanın Rabbi Allah da, şeytanın yaratanı ve rabbi başkası mı? Hayır, onu da yaratan yine O. Ve O'nun rahmeti işte demire de su verilebileceğini gösteriyor. Yani onlar soğuk suya maruz bırakılınca işte eski sertliğini kazanıp yeniden işe yarayan bir bıçak, keser, çekiç gibi alet oluverir. Enbiya Suresi 21. Sure; ve demek olur ki bize bildirilen 21 tane büyük Nebi var. Ve fakat toplam olarak ise Enbiya Suresi 112 ayet; ve toplam 112 Nebi var. Ve nebiler ve peygamberler işte, Allah'ın kendilerine ilim ve hikmet verdiği kimselerdir. Ve her birisi bir mesleğin babasıdırlar; o meslek, o peygamber ve nebisinden öğrenilmiştir. Ve demirin nasıl işleneceği Davud aleyhisselama verildi, ve ona malum oldu, ve Davud aleyhisselamdan öğrenildi. Ve şeytanların ve cinlerin nasıl adam edileceği de ancak Hz. Süleyman aleyhisselamdan öğrenilebilir. ---oOo---
Ve Aşure aşı, Mehdi aşıdır ki onun zamanında kurt ile kuzu birlikte gezecek, ve çeşitlilik ve güzellik, tatlılık onun aşı olacak. Yani Aşure aşı et aşı değil ama içinde bir parça kurban kavurması da var; yine Aşure aşı nohut aşı değil ama içinde nohut da var; Aşure aşı fındık ve ceviz aşı değil ama üstüne biraz da ceviz, fındık serpilir; Aşure aşı buğday aşı değil ama içinde buğday da var; yine Aşure aşı hurma aşı değil ama içinde biraz hurma var, demiştik. Ve demek olur ki Hz. Mehdi ve onun zamanında ve hukukunda ve hükmünde kedi ile köpek, at ile insan, insan ile cin, cin ile şeytan bile bir yere sahip. Ve Allah abes iş ile iştigal etmez; ve onları yaratan O olduğu gibi, onun hukukunda onların hepsinin sebebi ve yeri ve faydası veya zararları vardır. Ve bazıları geceyi sevmese de, winteri sevmese de gece vardır, winter vardır, ve canlıdır. Ve onun yaratılmasının sebepleri, hikmetleri ve hayatımızda ve kâinatın hayatında bir yeri, yurdu ve zamanı, mekânı vardır. Ve öyle olunca ne Alman'ın İngiliz'e bir üstünlüğü, ne Kürd'ün Türk'e bir üstünlüğü vardır. Ve Muhammed'in sözü ile: "Rabbiniz de birdir, babanız da birdir. Dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Acem, Acemin de Arab üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Yine kızılın kara üzerine, karanın da kızıl üzerine üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Yalnız takva bakımından biri diğerine üstün olur." (Ramuz — İbni Neccar) أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم "Ey insanlar, gerçekten biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır."
Kur'an-ı Kerim / Hucurat Suresi 13 "Bak ey Eba Zerr; şüphesiz ki sen takva ile üstün olma durumun hariç, kırmızı ve siyah insanlardan hayırlı değilsin." Kaynak: İbni Kesir: 13.c.7421.s ---oOo---
Bu geçen Pazar günü İsevilerin ve Musevilerin yortusu olan şükran günü ve gecesiydi. Yani İsevi papazlar tarafından Avrupa'da Ekim ayının ilk Pazarı "Ernte Dank Fest" olarak alınmış. Yani ne demek? "Ersten Sonntag im Oktober Erntedankfest" — Rabbimize Şükran gününüz ve geceniz kutlu olsun, İseviler ve Museviler; bizde hayat gece başlıyor, ancak uyanabildik. "Happy Thanksgiving Bayramınız — Ernte Dank Fest'iniz — Rabbimize Şükran gününüz ve geceniz Kutlu ve Mutlu olsun" dedik Facebook'dan. Ve Happy Thanksgiving günü hindi pişirip hep birlikte yeme günü değil; oradaki hindi, bütün kesip yediğimiz hayvanları temsil eder. Ve bu hâl ile Happy Thanksgiving bayramı, o sene içinde ekilip biçilen ve yetiştirip kestiğimiz ve soframıza gelen bütün hayvanlara, yiyeceklere, giyeceklere ve bineklerimize, yaptıklarımıza, o sene için teşekkürlerimizi Rabbimize sunma gecesidir. Elbet bunu bilenler bilinçli ve şuurlu olarak yapmaktalar. Ve bütün aileyi bir araya toplayıp, ailecek Rabbimize verdiği nimetler için şükretmek, herhalde İslam'a yabancı bir bayram olmasa gerek, değil mi? Ve Muhammed nasıl Yahudi birisinin Aşure günü oruç tuttuğunu görünce "Musa bize vallahi sizden daha yakındır" deyip ümmetine o günü oruç tutmalarını emrettiyse — kimden öğrendi? Bir Yahudi dindar adamdan. Öyleyse Rabbimizin bizzat Kur'an'da bildirmediği, ve fakat diğer peygamber hazretlerine bildirdiği güzel şeyler ve bayramlar da varmış. İşte Şükran Günü de bizim Aşure günümüz gibi, Rabbimize teşekkür etme, verdiği nimetleri anıp, onun rahmetini, bereketini yâd edip teşekkür etme gecesidir. Ve biz de Muhammed'in yolundan gidip Müslümanlara tavsiye ediyoruz ki: Vallahi bu âdet Müslümanlara diğer din kardeşlerimizden daha çok sevimli olup yapılması ve tatbik edilmesi gereken, ve diğer ümmetlere verilmiş güzel bir öğreti ve bayramdır. Müslümanlık güzel olan hiçbir şeyin karşısında olmaz. O yüzden bu günü kutlayan ve kutlayacak olan, ve bütün diğer din mensubu kardeşlerimizin, ve bundan sonra senenin sonlarında bir günü de Rabbimize verdiği nimetler için teşekkür gecesi kabul edip, ailesini bir araya toplayıp kutlayacak, ve Rabbimizin o sene verdiği nimetleri dile getirip yâd etmek ve Rabbimizi sena etmek gecesi kabul edecek mümin kardeşlerimizin Şükran Gecesi kutlu, mutlu ve birlik ve beraberlik gecesi olsun. Ernte Dank Fest takvimde gezici bir bayramdır. Neden derseniz: Bizde şimdi kabak hasatına girdik, ama düşünün Brezilya'yı, Avustralya'yı, Afrika'yı; onlarda daha bahar başlıyor, onlar kiraz hasat edecekler, değil mi? Ve öyle olunca dünyanın her ayına ve her gününe rastlayabilir bu bayram; aynı Ramazan gibi gezici ve canlı. Ve Şükran Gecesi, yani şükran Arapça "Rabbimize teşekkür günü" demektir. Teşekkürler Rabbimiz; bir sene boyu bizleri yedirdin, içirdin, doyurdun, giydirdin, ve gideceğimiz yerlere ulaşmamızı, hele bu zamanda en kolay kılıp yerlerimize vaaz ettin (ulaştırdın). Hamd ve senalar, teşekkürler, şükranlar, kullarına rahmeti bol padişah olan Allah'adır. Şükran geceniz mutlu olsun ey Mehdi cemaati, ahirzaman ümmeti. Ve öyle bir çakışdı ki bizim de Aşure günümüz bu aya geldi bu sene, ve çifte bayram oldu. Ve siz de bizim Aşuremizi alın, biz de sizin şükranınızı alalım; ve soframız İbrahim sofrası olsun, ve Rabbim gelecek seneki vereceği nimetlerine Halil bereketi versin. Daha doğrusu hicrî yeni yıla girdik bu yeni senede... Ey Mehdi askerleri, Allah'a dost ve Halil olmanın yollarını arayınız. --oOo---
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Âmîn. Elfatiha maassalavat. Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk. --OoO--
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca Schrems, 06 Eylül 2015 Salı Original Kar©glan |