Zakirun
Cehenneme Odunmusun Yoksa Cennete Nimetmi (Kar©glanin 13 Şubat 2016 Vaazi) - Yazdırılabilir Versiyon

+- Zakirun (https://zakirun.de)
+-- Forum: RASiT TUNCA (https://zakirun.de/forumdisplay.php?fid=9)
+--- Forum: RAŞiT TUNCA'NIN VAAZLARI (https://zakirun.de/forumdisplay.php?fid=602)
+---- Forum: 2016 VAAZLARI ARŞİVİ (https://zakirun.de/forumdisplay.php?fid=613)
+---- Konu: Cehenneme Odunmusun Yoksa Cennete Nimetmi (Kar©glanin 13 Şubat 2016 Vaazi) (/showthread.php?tid=44863)



Cehenneme Odunmusun Yoksa Cennete Nimetmi (Kar©glanin 13 Şubat 2016 Vaazi) - Raşit Tunca - 10-26-2026

Cehenneme Odun musun, Yoksa Cennete Nimet mi?

(Kar©glan'ın 15 Şubat 2016 Vaazı)

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

رَبَّنَا إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ

Rabbenâ inneke men tudhilin nâre fekad ahzeytehu ve mâ liz-zâlimîne min ensâr.

Sadakallahul Azîm
Âl-i İmrân Suresi, 192. ayet


Meali:

“Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu gerçekten rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.”

Sadakallahul Azîm
Âl-i İmrân Suresi, 192. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Bir kimse cennetlik olarak ölünce, yaşı ne olursa olsun, cennete gençlik ve olgunluk çağında girer ve oradaki yaşı değişmez. Cehennem ehli için de durum böyledir.”

(Rivayet, Tirmizî, Cennet 23)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

“Kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan kimse cehennemde ebedî kalmaz. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse ise cennete giremez.”

(Hadis-i Şerif; Müslim, Îmân 147; Ebû Dâvûd, Edeb 29; Tirmizî, Birr 61)

Salât ve Selâm:

Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd.

Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdün mecîd.

---oOo---

Yolculuğumuza Başlıyoruz

Ağaçlar ilkbaharda ne güzel yemyeşil, canlı ve dipdiridir. Fakat kuruduklarında kesilir ve odun olurlar. Yeşilken kesilen bazı ağaçlar ise odun, bazıları tahta, taraba, sandalye veya masa olarak kullanılır.

Ağaç canlıyken bize fayda verir. Fakat kesildikten sonra farklı bir hâle dönüşür.

Buradan insan için de bir ibret çıkarabiliriz:

Ey insanoğlu! Senin sonun ne olacak, hiç düşündün mü?

Ağaç bir zamanlar yemyeşildi, canlıydı. Sonra kesildi, odun oldu; yakıldığında ateşe ve kül hâline geldi.

Öyleyse insan da kendi sonunu düşünmelidir.

İnsan, “Ben güzel ameller işliyorum, artık tamamdır.” diyerek ameline güvenmemelidir. Çünkü insanın hayatı boyunca yaptığı amellerin nasıl bir sonuca ulaşacağı önemlidir.

Cennet nimeti mi olacaksın, cehennem odunu mu?

Asıl soru budur.

Nereye doğru gidiyorsun?

Cennete nimet olmaya mı, yoksa cehenneme odun olmaya mı?

İnsan doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Sonra toprağa gömülür.

“Biz Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz.”

İnsan bu sözün manasını düşünmelidir.

---oOo---

Topraktan Geldik, Toprağa Döneceğiz

İnsan annesinin rahminde dünyaya gelir.

Anne beslenir; elma, portakal, ekmek, peynir, süt ve çeşitli yiyecekler tüketir. Bunlardan oluşan besinler, anne aracılığıyla çocuğun gelişmesine vesile olur.

Sütü düşünelim.

İnek ve koyun ot yer, süt meydana gelir.

Peki ot nereden gelir?

Topraktan.

Zeytini düşünelim.

Zeytin ağacı topraktan aldığı su ve minerallerle meyvesini meydana getirir. İnsan da o zeytini yer.

Dolayısıyla insanın bedeninin oluşmasında topraktan gelen maddelerin önemli bir yeri vardır.

İnsan bedenindeki maddeler, yaratılış döngüsü içerisinde tekrar toprağa döner.

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

لَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Ellezîne izâ esâbethüm musîbetün kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.

(Bakara Suresi, 156. ayet)

“Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, ‘Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz.’ derler.”

Bu ayet cenazelerde de okunur.

إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.

“Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz.”

Bu sözün zahirî manası, insanın Allah'ın kulu olduğunu ve sonunda O'nun huzuruna döneceğini ifade eder.

Vaazdaki işarî yorumda ise insanın topraktan yaratılması ve ölümden sonra tekrar toprağa dönmesi de bu dönüşün bir sembolü olarak ele alınmaktadır.

---oOo---

İnsanın Sonu ve Amelleri

Hz. Ali radıyallahu anh hakkında:

لَا فَتَى إِلَّا عَلِيٌّ، لَا سَيْفَ إِلَّا ذُو الْفَقَارِ

“Lâ fetâ illâ Alî, lâ seyfe illâ Zülfikâr.”

şeklinde meşhur bir söz söylenmiştir.

İnsan ne kadar güçlü, cesur veya üstün vasıflı olursa olsun, sonunda ölümle karşılaşacaktır.

Hz. Ömer gibi güçlü ve celadetli olsa da insan fanidir.

Dönüşümüz Allah'adır.

İnsan bedeninin maddeleri sonunda tekrar toprağa karışır. Ahiretteki durumumuz ise imanımıza, amellerimize ve Allah'ın rahmetine bağlıdır.

---oOo---

Ağaç, Toprak ve Cennet-Cehennem Sembolü

Vaazdaki işarî anlatımda insanın toprağa dönüşü, toprağın elementlere ayrılması ve bunların yeniden tabiat döngüsüne katılması üzerinden bir sembol kurulmaktadır.

Burada bazı maddelerin dibe doğru, bazılarının ise tekrar yüzeye çıkması; insanın amellerine göre cennet veya cehennem yolculuğuna benzetilmektedir.

Bir tohum toprağa düşer, filizlenir, büyür ve meyve verir.

Bu durum, insanın da ölümden sonra yeniden dirilişini düşünmek için bir örnek olarak kullanılmaktadır.

İnsan, kendi bedeninin nasıl yaratıldığını ve tabiatla nasıl bir bağ içinde olduğunu düşündüğünde haşir ve yeniden diriliş hakikatini daha iyi kavrayabilir.

Ancak burada bitki ve elementler üzerinden yapılan anlatımlar, vaazın sembolik ve işarî yorumlarıdır. Bunları ahiretin fiziksel işleyişine dair kesin bir açıklama olarak kabul etmemek gerekir.

Asıl gerçek şudur:

“Biz Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz.”

---oOo---

Her Yerde Allah'ın Tecellisini Görmek

Geçen haftaki sohbetimizde, Allah'ın Hz. Mûsâ'ya Tûr Dağı'nda tecellisi ve ateş sembolü üzerinde durmuştuk.

Bu hafta ise Allah'ın yaratmış olduğu varlıklardaki tecellilerini düşünmekteyiz.

Ateşte, suda, toprakta ve bütün yaratılmışlarda Allah'ın kudretinin izleri vardır.

Fakat burada önemli bir ayrım vardır:

Yaratılmış olan hiçbir şey Allah'ın kendisi değildir. Allah'ın tecellisi ile Allah'ın zatını birbirine karıştırmamak gerekir.

Bütün varlıklar O'nun yaratmasıyla vardır.

Bu yüzden:

“Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah.”

diyelim.

Tasavvuf geleneğinde geçen:

“Lâ mevcûde illâ Hû.”

ifadesini de, yaratılmışların kendi başlarına bağımsız bir varlık sahibi olmadıklarını; varlıklarının Allah'ın yaratmasına bağlı olduğunu hatırlatan bir söz olarak anlayabiliriz.

---oOo---

Herkesin Şeytanı Var mıdır?

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ ۖ قَالَ أَنَا خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِي مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُ مِن طِينٍ

قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَاخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ الصَّاغِرِينَ

قَالَ أَنظِرْنِي إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

قَالَ إِنَّكَ مِنَ الْمُنظَرِينَ

قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ

ثُمَّ لَآتِيَنَّهُم مِّن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَانِهِمْ وَعَن شَمَائِلِهِمْ ۖ وَلَا تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَاكِرِينَ

قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُومًا مَّدْحُورًا ۖ لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ

(A'râf Suresi, 12-18. ayetler)

Meali:

“Allah buyurdu ki: ‘Ben sana emrettiğimde seni secde etmekten alıkoyan nedir?’

İblis: ‘Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın.’ dedi.

Allah buyurdu ki: ‘Öyleyse oradan çık. Orada büyüklük taslamak senin haddine değildir. Çık! Çünkü sen aşağılıklardansın.’

İblis: ‘Bana, insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver.’ dedi.

Allah: ‘Sen mühlet verilenlerdensin.’ buyurdu.

İblis dedi ki: ‘Beni azdırmana karşılık, ben de onları saptırmak için Senin dosdoğru yolunun üzerinde oturacağım. Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim. Onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın.’

Allah buyurdu ki: ‘Yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Onlardan kim sana uyarsa, andolsun ki cehennemi sizin hepinizle dolduracağım.’”

(A'râf Suresi, 12-18. ayetler)

Bu ayetlerde İblis'in temel hatasının kibir olduğu görülmektedir.

“Ben ondan daha üstünüm.” demesi, onun kendi varlığını üstün görmesinin ve Allah'ın emrine karşı gelmesinin temel sebebidir.

Öyleyse insan için de büyük tehlikelerden biri kibirdir.

---oOo---

İnsanın İçindeki Şeytanî Vesvese

Geçen haftaki sohbetimizde Kasas Suresi'nin 30. ayetinde geçen:

إِنِّي أَنَا اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

“İnnî enallâhu Rabbul âlemîn.”

ifadesi üzerinde durmuş ve Kur'an okuyan insanın, ayette geçen birinci tekil şahıs ifadelerini kendi diliyle okuduğunu konuşmuştuk.

Bu hafta da A'râf Suresi'ndeki:

خَلَقْتَنِي مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُ مِن طِينٍ

“Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın.”

ifadesi üzerinde düşünmekteyiz.

Burada ayeti okuyan kişi, metindeki “ben” zamirini telaffuz etmektedir. Fakat bu, ayette konuşanın insan olduğu anlamına gelmez. Kur'an'da anlatılan sözün kime ait olduğu ve hangi bağlamda söylendiği unutulmamalıdır.

Vaazdaki işarî yorum ise bu durumu insanın kendi içindeki şeytanî vesveseleri fark etmesi bakımından ele almaktadır.

İnsan zaman zaman İblis'in söylediği “ben daha üstünüm” anlayışına kapılabilir.

İşte insanın mücadele etmesi gereken şeylerden biri de budur:

“Ben daha üstünüm.”

Kibir, gurur, haset ve üstünlük duygusu insanı Allah'ın yolundan uzaklaştırabilir.

---oOo---

Her İnsan Şeytanın Vesvesesine Maruz Kalabilir

Hz. Âişe radıyallahu anhâdan nakledilen rivayette, Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem, her insanın yanında bir şeytanın bulunduğunu, ancak Allah'ın kendisine yardım ederek onun şeytanını teslim aldığını ifade etmiştir.

(Müslim, Münâfikûn 11)

Bu rivayet üzerinden insanın şeytanın vesvesesine karşı dikkatli olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Buradaki “şeytan” kavramını insanın içindeki vesvese, kötülüğe çağrı ve nefsânî eğilimlerle mücadele bakımından da düşünebiliriz.

İnsan, şeytanın vesvesesine kapıldığında kendi nefsini üstün görmeye başlayabilir.

Bu nedenle insanın vazifesi, “ben” duygusunu büyütmek değil; Allah'ın huzurunda kul olduğunu bilmektir.

---oOo---

İnsan ve Cin Arasındaki Sembolik Karşıtlık

Vaazda insan ile cin arasında “ters ve düz” şeklinde bir sembolik karşılaştırma yapılmaktadır.

Sağ el ile sol elin birbirine karşıt ve simetrik olması gibi, insan ile cin kavramları da işarî olarak birbirine karşıt iki yapı şeklinde anlatılmaktadır.

Tatlı ve acı, siyah ve beyaz, iç ve dış gibi karşıtlıklar üzerinden bu sembol genişletilmektedir.

Bu anlatım, fiziksel veya bilimsel bir sınıflandırma değil, vaazın sembolik dilidir.

Şeytan da bu anlatım içerisinde insanı hak yoldan uzaklaştırmaya çalışan bir varlık olarak ele alınmaktadır.

---oOo---

“Her İnsan Cehenneme Uğrayacaktır” Ayeti

Kur'ân-ı Kerîm'de Meryem Suresi'nin 71. ayetinde:

وَإِن مِّنكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا ۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ حَتْمًا مَّقْضِيًّا

“İçinizden oraya uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür.”

buyrulmaktadır.

(Meryem Suresi, 71. ayet)

Bu ayet, insanın cehennem hakikatini ciddiye alması gerektiğini hatırlatmaktadır.

İnsan kendi nefsini sorgulamalı ve:

“Ben cennete mi, cehenneme mi doğru gidiyorum?”

diye düşünmelidir.

---oOo---

Kemiklerin Yeniden Diriltilmesi

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُ ۖ قَالَ مَن يُحْيِي الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ

قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ

Ve darabe lenâ meselen ve nesiye halkahû, kâle men yuhyil-izâme ve hiye ramîm.

Kul yuhyîhellezî enşeehâ evvele merratin ve huve bi-kulli halkın alîm.

Meali:

“İnsan kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi ve: ‘Çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ dedi.

De ki: ‘Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı hakkıyla bilendir.’”

(Yâsîn Suresi, 78-79. ayetler)

Bu ayeti nasıl anlamamız gerekir?

Seni ilk defa yaratan kimdir?

Allah.

Seni anne ve baban vesilesiyle dünyaya getiren kimdir?

Allah.

İnsan, yaratılışındaki sebeplere bakarak Allah'ın yaratma kudretini unutmamalıdır.

Anne ve baba, insanın dünyaya gelmesine vesile olan sebeplerdir. Fakat asıl yaratan Allah'tır.

İlk yaratılış nasıl Allah'ın kudretiyle gerçekleştiyse, yeniden diriliş de Allah'ın kudretiyle gerçekleşecektir.

---oOo---

Haşir ve Yeniden Diriliş

Vaazda haşir hadisesi üzerinden de yeniden diriliş anlatılmaktadır.

İnsanın yeniden yaratılması, Allah için ilk yaratılıştan daha zor değildir.

İlk defa insanı yoktan yaratan Allah, ölümden sonra da onu yeniden diriltmeye kadirdir.

Burada meni, tohum, anne, baba, rahim ve doğum gibi kavramlar üzerinden yeniden yaratılışa ilişkin sembolik bağlantılar kurulmaktadır.

Bu anlatımın temel amacı, insanın:

“Topraktan geldim, Allah'ın huzuruna döneceğim.”

hakikatini düşünmesidir.

---oOo---

Cehenneme Odun mu, Cennete Nimet mi?

İnsanın dünya hayatındaki amelleri, onun manevi geleceğini belirler.

İyilik yapan, iman eden, güzel ahlâk sahibi olan ve Allah'ın emirlerine yönelen insan cennete layık olmaya çalışır.

Günah, kibir, zulüm, kötülük ve Allah'ın emirlerinden uzaklaşmak ise insanı cehennem tehlikesine yaklaştırır.

Bu nedenle insan her gün kendisine şu soruyu sormalıdır:

“Ben şu anda ne yetiştiriyorum?”

Güzel bir ağaç mı?

Yoksa kuruyup odun olacak bir ağaç mı?

Güzel bir meyve mi?

Yoksa insanlara zarar verecek bir ürün mü?

İnsan kendi amellerine bakarak bunun cevabını aramalıdır.

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

رَبَّنَا إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ

Rabbenâ inneke men tudhilin nâre fekad ahzeytehu ve mâ liz-zâlimîne min ensâr.

Sadakallahul Azîm
Âl-i İmrân Suresi, 192. ayet


Meali:

“Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu gerçekten rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.”

Sadakallahul Azîm
Âl-i İmrân Suresi, 192. ayet


Herkes kendi istidadı, tercihleri, fiilleri ve amelleri doğrultusunda bir yöne doğru ilerlemektedir.

Ya cennete nimet olmaya doğru gidiyoruz ya da cehenneme odun olmaya doğru.

Öyleyse insan kendisini hesaba çekmelidir.

Cehenneme odun olmamak, cennete nimet olmak için çalışmalıdır.

---oOo---

Rabbim, bizleri iman ve güzel amel sahiplerinden eylesin.

“Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz.”

Rabbim, ölümden sonra rahmetine ulaşmayı, günahlarımızdan arınmayı, güzel amellerle huzuruna çıkmayı ve cennet nimetlerine kavuşmayı nasip eylesin.

Bizi şeytanın vesvesesinden, kibirden, nefsin kötülüklerinden ve kötü amellerden muhafaza eylesin.

Rabbim bizlere güzel bir hayat, güzel bir ölüm ve güzel bir dönüş nasip eylesin.

Âmin.

---oOo---

Dua

اللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اتِّبَاعَهُ، وَأَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلًا وَارْزُقْنَا اجْتِنَابَهُ

“Allah'ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip eyle. Bâtılı da bâtıl olarak göster ve ondan sakınmayı nasip eyle.”

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhiru da'vâhum enil hamdülillâhi Rabbil âlemîn.

Âmin.

El-Fâtiha maassalavât.

سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, estağfiruke ve etûbü ileyk.

---oOo---

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 15 Şubat 2016 Pazartesi

Original Kar © glan